Hakkımda


Hakkımda: Computerworld, PcWorld, BThaber, Btnet.com.tr, Btdunyasi.net gibi basılı ve online yayınlarda editörlük, Yazı işleri müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. Doğan Gazetecilik bünyesinde Arabam.com'da Kurumsal Satış Müdürlüğü görevinde bulundu. Tüm bu işlerinin yanı sıra Newtech dergisi'nde birkaç yıl köşe yazarlığı yaptı. Seminerler ve akademilerde dijital reklam üzerine çeşitli sunumlar ve eğitimler veriyor. Halen belogic.co dijital performans ajansında co-founder olarak profesyonel iş hayatına dijital reklam dünyasında devam ediyor.
Detaylı bilgi için tıklayınız

01 Ekim 2012

Blog ilhanozel.wordpress.com'a taşınmıştır.


Bu Blog tüm içeriği ile ilhanozel.wordpress.com 'a taşınmıştır. Blog'u ve yeni paylaşımları buradan takip edebilirsiniz.

14 Ağustos 2012

Reyting kaosu sektörü nasıl etkiledi?

Yılın ilk yarısını reyting tartışmalarıyla geçirdik. Reyting krizinin sektöre maliyeti reklam adet bazında yüzde 8 küçülme oldu.

2011 Aralık ayında gerçekleştirdiğim ve en büyük 100 reklamverenin pazarlama bütçelerini yöneten insanlara sorduğum 5 sorunun yanıtından oluşan ‘Reklam Ufukları 2012’ araştırmasında ortaya çıkan tablo, 2012’nin geçen yıl gibi olağan büyümesini sürdüreceğini gösteriyordu. Büyüyecek mecraların başını internet ve televizyon çekiyordu. Reklam yatırımlarının ortalama yüzde 20-25 büyüyeceği tahmin ediliyordu. Sadece benim araştırmamda değil, bu yılın başında Reklamcılar Derneği’nin yaptığı değerlendirmede de 2012 yılında sektörde yüzde 15-20 civarında büyüme beklentisi dile getirilmişti. Ancak 2011 Aralık başında ‘Reyting ölçümlerinde usulsüzlük’ iddiasıyla başlatılan operasyonlar sonucunda reyting ölçümlemesinin 20 Aralık 2011’de durdurulmasına karar verildi.

Önce TİAK tarafından, ölçümlemeye ihaleyi yeni kazanan araştırma şirketi TNS’in devam edeceği ve ilk sonuçları Mayıs 2012’de açıklayacağı ilan edildi. Daha sonra bu süre Eylül 2012’ye ertelendi.

Bu arada TİAK denetçileri ile ilgili problemler yaşandı ve denetçiler istifa etti. TİAK yeni denetçi arama sürecini başlattı. Yazımı oluşturduğum Temmuz’un son günlerinde denetimin İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından yapılacağı ve denetçinin isminin daha sonra açıklanacağını belirten bir yazı basına dağıtıldı.

Kesin olmayan bilgilere göre yeni reyting sonuçlarının Eylül 2012’de açıklanacağı belirtilse de sektördeki beklenti bunun yılın sonunu bulacağı şeklinde.

Tam bir keşmekeşin yaşandığı sektörde kanallar, medya planlama ve satın alma ajansları ve reklamverenler birçok kaynaktan veri temin ederek bu süreci atlatmaya çalışıyor. 2011 yılı reklam yatırımlarında televizyon mecrasının payı yüzde 60’a yakındı. Hal böyle olunca Türkiye’de televizyon mecrası tüm reklam ve pazarlama endüstrisini yönlendiren mecra durumuna geldi. Dolayısıyla televizyonla ilgili yılın başından bu yana süre gelen bu ‘güvenli olmayan ortam’ hem televizyonu hem de diğer mecraları etkiledi.


(Kaynak: Nielsen Media Research)


REYTİNG KRİZİNİN MALİYETİ: YÜZDE 8 KÜÇÜLME

MediaCat olarak Şubat 2012 sayımızda çok kapsamlı bir ‘Reyting Dosyası’ yayınladık. Ondan sonra da adli makamlara yansıyan bu konuya hiç girmemeyi tercih ettik. Bunun nedeni vereceğimiz bilgilerin sağlıklı ve net olduğundan emin olmak istememizdi. Bununla birlikte reyting kaosunun doğurduğu sonuçları yakından takip ediyoruz. İşte bu amaçla bazı soruların yanıtlarını bulmaya çalıştık:

Sektörde bu yılın başından beri konuşulan yeni kampanya yapılmıyor, sektör küçülüyor iddiaları acaba ne kadar doğruydu? Reklam yatırımları ne durumda?
Tüm bu sorulara yanıt bulabilmek için Nielsen Media’dan son beş yılın ilk yarı reklam yatırımlarının mecra bazında karşılaştırmasını istedik. Bu karşılaştırmadan çıkan sonuç hiç iç açıcı değil. Reyting krizinin sektöre maliyeti reklam adedi bazında yüzde 8 küçülme olmuş.

Göründüğü kadarıyla özellikle yeni kampanyaların azalması diğer mecraların da küçülmesine neden olmuş. Yüzde 8’lik ilk yarı küçülmesi biraz gayretle yılın ikinci yarısında toparlanabilir. Ancak bunun için tüm tarafların büyük fotoğrafa odaklanarak, sektördeki küçülmenin hiç kimseye bir fayda sağlamayacağını anlaması gerekiyor.

Nielsen Media Research Pazarlama Müdürü Erdem Tolon yaptıkları analizi şu şekilde yorumluyor:

Nielsen Media’nın televizyon, gazete, dergi, radyo, sinema ve outdoor mecralarında reklam adet bazında gerçekleştirdiği analizler sonucunda 2008 – 2012 yılları arasındaki ilk yarı reklam adetleri ile ilgili raporlar belirlendi.
2008’in ilk yarısında 7.817.000 civarında olan toplam reklam adedi her sene artış trendi göstererek 2011 yılında 9.863.000 seviyesine ulaşmış. 2012 ilk yarı itibari ile ise yüzde 8 eksilerek 9.063.000 adet olmuş. Özellikle televizyon mecrasında reklam yayınları ile ilgili getirilen kısıtlamalar, artan birim süre-saniye, cpp fiyatları ve 2011 sonunda televizyon mecrası ölçümlemesi ile ilgili yaşanan belirsizliğin bu düşüş üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir.

Reklam yatırımlarının yüzde 50’sinden fazlasının televizyon için gerçekleştirildiğini düşündüğümüz zaman bu mecraya yansıyan herhangi olumsuz bir etkinin diğer mecralara da domino etkisi yaptığını gözlemlemekteyiz. Televizyon mecrasında ana kanallarda başlayan yeni kampanya adetlerinin düşmeye başlamasıyla birlikte hem televizyon mecrasındaki reklam adetlerinde hem de radyo, gazete, dergi, outdoor ve sinema mecralarında gerileme yaşandığı ortaya çıkıyor.

Yapmış olduğumuz inceleme sonucunda 2011 ilk yarısında 5.716.413 adet olan televizyon reklam yatırımları, 2012 ilk yarısında yüzde 7 gerileyerek 5.316.187 adet oldu. 2011 ilk yarı ve 2012 ilk yarıları reklam adetlerini mecra bazlı karşılaştırdığımız zaman çıkan tablo şöyle:


(Kaynak: Pelin Özkan'ın Mediacat Online sitesindeki yazısıdır.)

27 Temmuz 2012

Doğru mesleği yaptığınızı mı sanıyorsunuz? Peki yanılıyorsanız?

Secretcv.com 9 kişilik yapısını ele alarak, bu kişilik yapılarına uygun meslekleri belirledi. 4.557 kişinin verdiği yanıtlarla oluşan sonuçlara göre;

İçe dönük kişilik yapısında olan kişiler, %20 ile Yazılım Uzmanı, %19 ile Muhasebe/Finans, %15 gibi “iletişimin” direk ön planda olmadığı mesleklere uygun olurken,

Dışa dönük kişilik yapısında olan kişiler, %30 ile Pazarlama/Marketing, %24 ile Satış gibi “iletişimin” çok önemli olduğu mesleklere uygun olurken,

Düzenli/Kuralcı kişilik yapısında olan kişiler, %25 ile Bankacı, %18 ile Yönetici Asistanı gibi “disiplinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken,
.
Fedakar/Özverili kişilik yapısında olan kişiler %36 gibi yüksek bir oranla Öğretmen, %27 ile Doktor ve %20 ile Hemşire gibi “karşısındaki kişileri düşünebilmenin” önemli olduğu mesleklere uygun oluyor.

Yenilikçi/Yaratıcı kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Reklamcı, %16 ile Mimar gibi “görselliğin, yeni fikirlerin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken,

Otoriter kişilik yapısında olan kişiler %24 ile Proje Yöneticisi/Yönetici, %20 ile Avukat gibi “baskın ve disiplinli” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken,

Uyumlu kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Sekreter, %25 ile İnsan Kaynakları gibi “insan ilişkilerinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken,

Yetenekli kişilik yapısında olan kişiler %22 ile Aşçı, %20 ile Reklamcı gibi “hem el becerisinin hem de kreatif” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken,

Analitik kişilik yapısında olan kişiler %33 ile Mühendis, %26 ile Muhasebe/Finans gibi “sayısal zekanın” önemli olduğu mesleklere uygun olduğu ortaya çıkıyor.

18 Haziran 2012

Çalışılabilecek En iyi 50 Şirket açıklandı

Glassdoor.com'un yaptığı araştırmaya göre, Dünya üzerinde çalışılabilecek en iyi 50 şirket belirlendi. Liste hazırlanırken ankette sorulan sorularda, çalışanların motivasyonu, kariyer hedeflerine yönelik olumlu-olumsuz durumlar, yöneticilerin ekiplerini yönetim metotları, şirket konforu, modernizm ve huzur ortamları vb. gibi birçok kriter yer alıyor.

Çalışmak isteyeceğiniz en iyi 50 şirket sıralaması:

15 Haziran 2012

İnternet olmasaydı ne olurdu?

Internetin olmadığı bir dünyayı düşleyip bunu bir infografikle aktarmaya çalışmış Amerikalı birkaç genç. Evet, güzel bir çalışma olmuş.

World without Internet
Via: OnlineEducation.net

Türkiye'nin en itibarlı ilk üç şirketi: Koç, Turkcell, Sabancı

Türkiye İtibar Endeksi Sonuçları Açıklandı.
İtibar Atölyesi adına uluslararası araştırma şirketi Xsights tarafından gıda, alkolsüz içecek, otomotiv, banka ve sigorta, konfeksiyon ve tekstil, enerji, beyaz eşya, elektronik, holdingler, iletişim, inşaat ve perakende olmak üzere 12 sektörde 26 ilde gerçekleştirilen Türkiye İtibar Endeksi (TİE) araştırması sonuçları, “Türkiye İtibar Zirvesi”nde açıklandı.

Endekste ölçümlenen 12 sektörün itibar puanı ortalaması 78,3 olurken, endeksin 2011 sonuçlarında, Türk halkının itibarlı gördüğü markalara gönülden bağlı olduğunu söylemesi en dikkati çeken sonuç oldu.

Türkiye İtibar Endeksi 2011 sonuçlarına göre Koç Holding yüzde 24,3, Turkcell yüzde 13,1 ve Sabancı Holding yüzde 10 ile Türkiye’nin en itibarlı üç markası oldu.

Bu şirketleri yüzde 9,4 ile Ülker, yüzde 8,3 ile Arçelik, yüzde 6,6 ile Ağaoğlu, yüzde 4,5 ile Coca Cola, yüzde 4,4 ile İş Bankası, yüzde 2,8 ile BİM, yüzde 2,3 ile LCW, yüzde 2,2 ile Tedaş ve yüzde 1,6 ile Renault izledi.

Endekse göre kamuoyu nezdinde en itibarlı üç sektör ise gıda, elektronik ve perakende olarak sıralandı.

Türkiye İtibar Endeksi’nde kendi sektöründe birinciliği göğüsleyen markalar alfabetik sıraya göre alkolsüz içecekte Coca Cola, bankacılık ve sigortada İş Bankası, beyaz eşyada Arçelik, elektronikte Arçelik, enerjide Aygaz, gıdada Ülker, GSM-telekom alanında Turkcell, holdinglerde Koç Holding, inşaatta Ağaoğlu, otomotivde Mercedes, perakendede BİM, tekstil ve konfeksiyonda Adidas markaları oldu.

Bu arada, TİE Platformu Yürütme Kurulu, İcra Komitesi Başkanı Can Çağdaş, İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Fatma Çelenk ile üyeler Günseli Özen, Ertan Acar, Çiğdem Penn, Prof. Dr. Halim Zaim, Prof. Dr. Münevver Turanlı ve Doç. Dr. Ebru Güzelcik Ural’da oluştu.

TİE Akademik Danışma Kurulu’nda ise İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, London School of Economics’ten Prof. Patrick Humphreys ile Teksas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tevfik Dalgıç yer aldı.

Kaynak: Xsights

04 Haziran 2012

Türkiye’deki İnternet Kullanıcıları Markaların Nasıl Davranmasını İstiyor?

Global Web Index Türkiye Araştırması’na göre; Türkiye’de internete her gün bağlanan kullanıcıların, markalardan beklentilerinin başında “tüketicinin bilgi birikimini artırması” geliyor. Türkiye’deki her 2 aktif internet kullanıcısından 1′i markadan tüketicinin bilgi birikimini artırmasını beklerken, bu konuda erkeklerin kadınlara göre daha çok beklenti içinde oldukları görülüyor. Müşterilerin markalardan diğer bir beklenti ise “eğlendirici” olmaları.



Kadınların erkeklerden en çok farklılaştığı beklenti “günlük” hayatta.

Markalardan beklentilerde önemli bir yere sahip olan “günlük hayatta”, kadınların erkeklere oranla daha yüksek oranda beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Kadınlar, markalardan günlük rutinlerinin bir parçası olmalarını ve organize olmalarına da yardımcı olmalarını bekliyor. Kadınların erkeklere göre daha çok beklenti içinde olduğu diğer bir konu ise “etkileşim”. Kadınlar, markalardan diğer insanlarla etkileşime geçirecek davranışları bekliyorlar.

Erkekler markalardan kadınlara kıyasla daha çok gerçek bir “insan” gibi konuşmalarını ve “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar.


Türkiye’deki aktif erkek kullanıcılara bakıldığında, en yüksek oranda markalardan beklentileri, bilgi birikimini artırmaları. Bilgi birikimini artırmalarından sonra erkekler için ikinci beklenti “markanın eğlendirici olması”. Erkek kullanıcıların, kadınlara kıyasla daha yüksek oranda beklentileri ise “markanın gerçek bir insan gibi konuşması” ve “her zaman karşılaşamayacakları deneyimler yaşatmaları”.

Markalardan beklentilerde yaş ilerledikçe eğlenceden bilgiye geçiş gerçekleşiyor.

Türkiye’deki 16-24 yaş arası aktif internet kullanıcılarının markalardan en çok beklediği şey eğlendirici olmaları. İnternet kullanıcıların yaşı ilerledikçe beklentilerinde de bir değişim söz konusu oluyor. 25-34 yaş arası kullanıcılar, markalardan “bilgi birikimini artırmalarını” beklerken, 35-44 yaş arası kullanıcılar markalardan günlük hayatta organize olmalarına yardımcı olmalarını bekliyorlar. 45 yaş üstü internet kullanıcıları ise, tıpkı 25-34 yaş arası kullanıcılar gibi markalardan bilgi birikimini artırmalarını bekliyorlar.

Diğer ülkelere kıyasla Türkiye’deki kullanıcılar markalardan eğlendirici olmalarını, organize olmalarına yardımcı olmalarını ve daha ziyade “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar.

Global Web Index Araştırması kapsamında “Markanın size nasıl davranmasını istersiniz?” sorusu sorulan 27 ülke kapsamında Türkiye’deki kullanıcıların diğer ülkelerdeki internet kullanıcılarına göre daha yüksek oranda markalardan beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Markanın eğlendirici olması, müşterinin organize olmasına yardımcı olması ve gerçek hayatta her zaman karşılaşamayacak deneyimler yaşatmaları gibi beklentilere, Türkiye’deki kullanıcıların, ABD, İngiltere ve Brezilya gibi ülkelerdeki kullanıcılardan daha önde olduğu dikkat çekiyor.

* Global Web Index: Türkiye’nin de dahil olduğu, 36 ülkede 130.000′i aşkın katılımcıyla gerçekleştirilen Global Web Index Araştırması, “her gün bağlanan” internet kullanıcısını temsil etmektedir. Araştırmada, her gün internete bağlanan 16-64 yaş arası 1.501 kullanıcıya online anket yöntemi uygulanmakta ve 8 ana başlıkta yaklaşık 150 soru sorulmaktadır. Böylece, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısının, online davranışları, tercihleri, ilgi alanları, motivasyon ve bariyerleri, sosyal medya davranışları, etkileme gücü ve fikir beyan etme sıklığı, biçimi ve platformları, markalardan beklentileri, online içerikle ilişkisileri, mobil&tablet kullanımları, vs. detaylı olarak incelenebilmektedir.

** Global Web Index Araştırması’na göre aktif internet kullanıcısı, internete her gün bağlanan kullanıcı olarak tanımlanmaktadır.

Kaynak: Smgconnected

22 Mayıs 2012

Gençlik araştırması sonuçlandı


MasterCard tarafından gerçekleştirilen MasterIndex Gençlik Araştırmasına göre, 15-24 yaş arasındaki gençlerin büyük bir çoğunluğu İnternette zaman harcarken, hediye olarak en çok tablet bilgisayar istiyor.

Hediye tercihleri yeni teknolojik ürünlerden yana olan gençler,  her gün 2 saate yakın televizyon izliyor, 1 saatten fazla internette ve 1 saat Facebook’da vakit geçiriyor. Araştırmaya katılan gençlere “Hepsi aynı değerde hediyelerden hangisini tercih edersiniz?” diye sorulduğunda, yüzde 32’lik bir oranla tablet bilgisayar seçeneği ilk sırada yer alıyor. Tablet bilgisayarı yüzde 22 ile yurtdışı turistik gezi, yüzde 14’le eğitim bursu, yüzde 11’le kombine maç bileti, yüzde 8’le istediği bir giysi / aksesuar, yüzde 7 ile yurtiçi turistik gezi ve yüzde 6 ile cep telefonu takip ediyor.

Araştırmaya katılan gençlerin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri sorulduğunda ilk üç sırayı “arkadaşlarımla gezmek” (yüzde 93), “internette gezinmek” (yüzde 92) ve “televizyon izlemek” (yüzde 89) yanıtı alınıyor. Arkadaşlarımla vakit geçiririm diyen gençler arasında, haftada 1-2 kez arkadaşlarıyla buluştuğunu söyleyenler ağırlıkta. Konu internete girmek, bilgisayar oyunu oynamak ve televizyon seyretmeye gelince gençlerin yüzde 67’si her gün internete girdiğini, yüzde 73’ü de her gün televizyon izlediğini söylüyor.

Gençler İnternet üzerinden ağırlıklı olarak kredi kartı kullanırken, bakkal alışverişinde yüzde 91’i nakit kullandığını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 26’sının bir adet, yüzde 42ünün iki adet, yüzde 1’inin ise üç adet ve üzerinde kredi kartı var. Bunun yanı sıra genç katılımcıların yüzde 53’ü banka kartı sahibi. Özellikle internette yaptıkları alışverişlerinde kredi kartı ile ödeme alışkanlıkları olan katılımcılar en çok giyim, sosyal aktivite bilet, uçak bileti/tur ve ya seyahat bileti satın alıyor.

İnternete nereden bağlandıkları sorulan gençlerin yüzde 78’i ev bilgisayarı diye cevap veriyor. Gençlerin yüzde 40’ı cep telefonundan da internete girdiğini söylerken, internete en çok cep telefonundan bağlananların oranı yüzde 12’de kalıyor.

02 Nisan 2012

SEO (Arama motoru optimizasyonu )'da 2012 trendleri

2012 dijital dünya trendleri, seo, sosyal medya etkilerini birleştirerek hazırladığımız 2012 SEO Trendleri yazı dizimizde yeniliklerin ne yönde olacağını sizlerle paylaşıyoruz.

Seo ve sosyal medya’nın önemi daha da artıyor yeniliklerden haberdar olmak için yazı dizimizin devamını aşağıda bulabilirsiniz.

1) Gerçek kişi oylamaları
Sitelerin artık otomatik olarak oluşturulan oylamalar yerini gerçek ziyaretçilerin verdikleri puanlar artık daha önemli hale geldi.

2) Mobil Aramalar
Akıllı telefon fiyatlarının neredeyse herkes tarafından ulaşılabilir konuma gelmesiyle mobil armalardaki artışta buna paralel olarak devam ediyor.Mobil aramalardaki bu artış karşısında firmalar mobil aramalarda üst sıralara çıkmak için yarışmalarıda yeni SEO trendlerinden.

3) Sesli Aramalar
Akıllı telefonların artmasıyla hayatımıza giren yeni kavramlardan biri sesli aramalar.Google’un ve Apple’ın bu servisleri yaygın olarak kullanılmaya başlandı.Bu servisler arama yapmayı kolaylaştırdığı için yakın zamanda hızla gelişmeye devam edecek ve bizim sık kullandığımız bir araç olacak.

4) Miktar Değil Kalite
Bir sitenin ne kadar fazla içeriğinin olduğundan çok o site içeriğinin kalitesi SEO açısından önem kazanmakta.İçeriğin kalite ölçütü ise özgünlük.Site içeriğinde olabildiğince özgün ve kaliteli içerik ziyaretçinin o sayfaya olan ilgisini arttırıyor.

5) CRO Herkesin Dilinde
CRO (Conversation Rate Optimization) yani dönüşüm oranı optimizasyonu.Anlamı ise sitenize gelen ziyaretçilerin ne kadarı sizin ürün veya hizmetlerinizi tüketiyorun bir oranı.Bu oran özellikle internet üzerinden iş yapanlar için çok önemli çünkü siteye giren kullanıcıların kalitesinin bir ölçütü CRO.Eğer iyi optimize edilmiş bir site ile ziyaretçileri karşılarsanız iyi dönüşüm oranları elde edersiniz.CRO ile aynı zamanda trafik kaynaklarının etkin kullanılmasının bir ölçütü olarak 2012’de çok konuşulacak bir kavram.

6) Kişiselleştirilmiş Arama
Birçok arama motoru kişiselleştirilmiş arama sonuçları için adımlar attı özellikle Google, kişiselleştirilmiş aramaya yönelik attığı büyük bir adım olarak, daha da kişiselleştirilmiş aramayı “Search Plus Your World“ı (SPYW) başlattı.Bu gelişme ile birlikte Google+ arkadaşlarımızın içeriklerini Google arama sonuçlarında daha üst sıralarda gösterilmesini sağlayarak aramasonuçlarını filitreliyor ve daha iyi sonuçlarla karşılaşmamızı sağlıyor.Bu yeni özellik ile firmaların Google+’ı SEO stratejilerini oluştururken önemli bir yere koyması gerektiğini gösteriyor.

Arama sonucunda sitenizin altında çıkan iki satırlık özet bilgi kullanıcılar açısından önemi giderek artan ve kullanıcı kararını etkiliyen en önemli faktörlerden biri .SEO stratesi oluşturulurken mutlaka üzerinde durulması gereken bir konu.Bu alan müşeterilerimizle temas noktamız ve yaptığımız işi iyi özetlememiz önemli.

7) Pozisyona Göre Tıklamalardaki Düşüş Trendi
Yapılan araştırmalar gösteriyorki artık arama sonuçlarında ilk sırada olmaktan çok ilk sayfada olmanın önemi artıyor.2006 yılında arama sonuçlarında ilk sırada yer alan site %42 tıklanma oranına sahipken 2010 yılında %34,5’a ve 2011 de bu oranın %18,2 ye kadar gerilediği görülmektedir.

8) Link İnşaa Teknikleri
Geleneksel SEO mantığı ile baclinkler alınması artık arama motorları açısından değerini yitirmekte ve agresif şekilde bu linkleri inşaa eden firmalar Google tarafından çeşitli şekilde cezalandırılmaktadır.SEO stratejisi oluşturulurken bunun optimum düzeyde tutulması çok önemli bir konu haline gelmiştir.

9) Sosyal Medya
SEO stratejisi oluştururken atlanmaması gereken bir konuda sosyal medyadır.Özellikle kişiselleştirimiş arama sonuçlarını direk etkileyen bu hesapların SEO stratejileri ile yönetilmesi gerekmektedir.Sosyal medyada paylaştığımız içeriklerin özgünlüğü ve bu içeriklerin paylaşılması arama sonuçlarını etkileyen faktörlerden biridir.

Kaynak: Kingseo.com

27 Mart 2012

Dijital reklam yatırımları ne kadar oldu?

Tüm dünyada dijital pazarlama endüstrisinin gelişmesi için kurulan ve halen 33 ülkede faaliyet gösteren IAB’nin (Interactive Advertisement Bureau) Türkiye merkezi IAB Türkiye, “2011 Dijital Reklam Yatırımlarını”nı açıkladı.

IAB Türkiye 2007 yılında; Türkiye’de dijital pazarlama endüstrisinde düzenleme yapmak, sektörün uluslararası standartlarda gelişmesine katkı sağlamak, Türkiye’yi küresel pazarda en doğru şekilde tanıtmak amacıyla 23 sektör temsilcisi tarafından bir platform olarak kuruldu. 2011’in Temmuz ayında dernekleşme sürecini tamamlayan IAB Türkiye, son yıllarda ciddi artış gösteren “Dijital Reklam Yatırımları”nın 2011 yılındaki hacmini ilk kez açıkladı.

İstanbul Şişhane’deki X Restaurant’ta, 27 Mart Salı günü IAB Türkiye Başkanı Ahmet Pura’nın, İcra Kurulu Üyeleri ile birlikte açıkladığı 2011 Dijital Reklam Yatırımları Raporu AdEx-tr, kırılımları ve tanımlarıyla birlikte sunuldu.

IAB Türkiye 2011 Dijital Reklam Harcamaları Raporu’na göre;
• Display, arama raporu, mobil reklam, ilan sayfaları, e-posta, in game advertising gibi uygulamalardan oluşan internet reklam yatırımları toplamı; 721 milyon TL,
• Gösterim/tıklanma bazlı reklam, video, sponsorluk ve gelir paylaşımlı reklam yatırımlarından oluşan “Display Reklam Yatırımları”; 294 milyon TL,
• Ücretli sıralama, arama motoru görüntülü reklam ağından oluşan “Arama Motoru Reklam Yatırımları”; 339 milyon TL,
• Mobil gösterim ve mobil opt-in SMS/MMS’den oluşan “Mobil Reklam Yatırımları” 25 milyon TL, oldu.
• İlan sayfaları reklam yatırımları 58 milyon TL olurken, e-posta ve in game advertising reklam yatırımları toplamı 5 milyon TL olarak gerçekleşti.


IAB Türkiye Başkanı Ahmet Pura “İnternetin ‘en hızlı gelişen mecra’ ünvanını koruduğunu gördük. Türkiye’nin büyüme trendi dünya ile benzerlik gösteriyor. Örneğin World Federation of Advertisers (WFA) 2011 yılı dünya toplam reklam yatırımlarının büyüklüğünü 501,7 milyar $ olarak öngörürken, Boston Consulting Group’un yaptığı bir araştırmaya göre, 2010’da tek başına ABD’de internet ekonomisinin büyüklüğü 684 milyar $’a ulaşmış, GSMH’dan aldığı pay %4,7’ye çıkmış. Bu araştırma internetin 2016’ya kadar dünyanın ilk 20 ülkesinde ortalama %10 büyüyeceğini, bu rakamın gelişmekte olan ülkelerde iki katına çıkacağını ortaya koyuyor.

Benzer şekilde ZenithOptimedia’nın 2012 Mart tarihli araştırması, internet reklam yatırımlarının 2014’e kadar yılda ortalama %21 artacağını öngörüyor. Araştırma, bu dönemde özellikle display ve ücretli arama reklam modellerinin öne çıkacağını gösteriyor. Türkiye verileri, uluslararası araştırmalarda öngörülenlere uygun bir seyir izliyor” dedi.

Türkiye’nin, 25 milyon kullanıcı sayısı*** ile internet nüfusu açısından bölgesinde Rusya’dan sonra ikinci büyük ülke konumunda olduğunu vurgulayan Ahmet Pura, internet kullanıcılarının %56’sının erkek, %44’ünün kadın*** olduğuna, ayda ortalama 49:45 saatini*** internette geçirdiklerine dikkat çekerek internetin medya tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Örneğin**** 15-34 yaş aralığında, internetten televizyon izliyorum diyenlerin oranı toplamda %74,41 iken, internetten radyo dinliyorum diyenlerin oranı %76,21, gazete okuyorum diyenlerin oranın ise %69,33 olduğunu belirtti.

Ahmet Pura ayrıca IAB Türkiye’nin kısa ve orta vadeli hedeflerini de paylaştı. Pura şunları söyledi: “IAB Türkiye, ajans – reklamveren – medya üçlüsünün aynı çatı altında buluştuğu, sektörün ortak yararı için birlikte çalıştığı bir meslek örgütü. Bu özellik IAB’yi benzersiz kılıyor, farklı bakış açılarının analiz edilmesine, sektöre bütünsel bir anlayışla yaklaşılmasına imkân veriyor. Dijital dünya hızla gelişiyor. Pazarlama iletişiminin, marka yönetiminin, işletmelerin paradigmaları değişiyor. Konvansiyonel akıl dijital akla dönüşüyor. Bu ortamda gençliğin dinamizmi ile deneyimi birleştirdik. Hedefimiz dönüşümün uluslararası standartlarda gerçekleşmesine destek vermek, sürdürülebilir bir büyüme modeli geliştirilmesine katkı sağlamak, kontrolsüzlüğün yol açabileceği tehlikelerin önüne geçerek, sektörel denetim mekanizmalarını geliştirmek, Türkiye’yi EMEA bölgesinin djital hub’ına dönüştürmek. Bu hedefler doğrultusunda çeşitli çalışmalar başlatmış bulunuyoruz. Avrupa’nın önemli dijital organizasyonları arasında yer alan Interact’ı İstanbul’a almak, atılacak ilk adımlar arasında bulunuyor. Ayrıca IAB Europe Yönetim Kurulu’na girmeyi ve IAB’nin uluslararası yapılanmasında öne çıkan ülkeler arasında yer almayı amaçlıyoruz.”

***Kaynak: Gemius SA
****Kaynak: IAB Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması Kasım 2011

16 Mart 2012

Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş!

Cahil Cesareti üzerine ig Nobel ödüllü güzel bir araştırma;

Dunning-Kruger Sendromu

Televizyon izlerken birilerine bakıp da "Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş" diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı? Onlara bakıp "Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?" diye iç geçirdiniz mi?

Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li bu hissi çok yaşamış olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı:

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Bitmedi...

Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin "kendilerine güvenleri" müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise "en alçakgönüllü" deneklerdi; soruların yüzde 70'ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:

"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!

Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. 'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür. Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler...
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında 'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler...
Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler...
Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ile suçlanırlar... "Ne olur fazla mütevazi olmayın!... "Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...
Bence Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin Ig Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı."

Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:
"Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."

Yazan: Ece Temelkuran

06 Ocak 2012

Reytingsiz Dönemde Neler Olacak?


TİAK’ın AGB ile reyting sözleşmesini fesh etmesinden sonra, 27 Aralık tarihindeki TİAK A.Ş. Yönetim Kurulu’nda alınan kararlar doğrultusunda, TNS’in reyting ölçümüne başlama süreci hızlandırılmıştı. Nitekim, sözleşme gereği hizmet başlangıç tarihi Eylül 2012 olan ve 3500 hanede ölçüm yapacak TNS, alınan karar sonucunda, 1 Mayıs 2012’de, 5 ilde, 1045 hane ile hizmete başlayacak. Geri kalan haneler ise ana sözleşmede belirlenmiş olan Eylül ayında tamamlanacak.

Bu gelişme sonrasında, TİAK’ın bilgisi dahilinde, medya ajansları ve ölçülen ana TV kanalları bir araya gelerek, Ocak-Nisan 2012 dönemi için izlenecek yöntemi tartıştı. Sonuçta, aşağıda ana hatlarıyla yer alan metodolojiyle ileriki aylara reyting projeksiyonu yapılacaktır:

Kuşak spotları için, 22 Kasım-19 Aralık tarihleri arasındaki, program bazında kuşak ortalamaları baz olarak alınacaktır.
Baz reytingler üzerine, bir önceki yılın aynı dönemine bakılarak, OPT ve PT ayrı olmak üzere, aylık TV izlemedeki değişim yansıtılacaktır. Değişim oranı her hedef ktile için ayrı hesaplanacaktır. Hesaplama kriterleri ile ilgili antant kalınmıştır.
Program tekrarlarında, orijinal yayın performansı belli bir oranda düşürülecektir. Tekrarın, orijinal yayınla aynı saatte ya da farklı saatte olmasına göre farklı hesaplama yöntemi uygulanacaktır. Hesaplama kriterleri ile ilgili ant ant kalınmıştır.
Bant reklamlar için yine aynı dönemdeki program reytingleri baz alınacaktır.
Program gün değişikliklerinde, programın aynı zaman diliminde yayınlanması durumunda, eski günün reytingi kullanılacaktır.
Her kanal ve ajans yeni yayına giren programlar için kendi belirlediği kriterler doğrultusunda reyting tahmini yapacak, bu konu iki taraf arasında pazarlığa tabi olacaktır.
Her farklı hedef kitle için reytingler yukarıdaki yöntemle bulunacaktır.

Kaynak: Smgconnected.com'dan alıntılanmıştır.


REYTİNG NE İDİ NASIL ÖLÇÜLÜR İDİ? MERAK EDİYORSANIZ TIKLAYINIZ

27 Aralık 2011

Teknoloji 2011'den akıl kalanlar..

Delipenguen.com'dan alıntıdır:
2011 yılı içerisinde teknoloji dünyasında olup bitenleri uzmanların kaleminden okumaya devam ediyoruz. Geri de bıraktığımız yılın kısa kısa değerlendirmeleri şeklinde olan röportajların üçüncü bölümünde konuklarımız İlhan Özel, Cem Kıvırcık ve Özgür Çetin. İşte röportajların üçüncü bölümü..


2011 beklentiler ve hayal kırıklıkları

2011, teknoloji adına 2000′in başından beri en çok hareketin olduğu, ve hayal kırıklıklarının olduğu bir yıl oldu. Nasıl mı? İşte Şöyle;

- 2011′de Android OS‘li telefon üreticisi firmalar bir küs bir barışık yaşadılar, bir türlü tek çatı altında güçlerini birleştiremediler. Hal böyle olunca ne kadar çok Androidli telefon satılmış olsa bile henüz standartlar tam oturmuş değil. Bu durum iPhone‘un ekmeğine yağ sürse de Steve jobs‘ın ölümüyle Apple kanadında bir süreç yavaşlaması meydana geldi. iPhone 5 bekledik, olmadı 4S’le yetinmemiz istendi. ama Tüketiciler olarak bundan da çok memnun kalmadık. ama her şeye rağmen iPhone piyasalardaki “özel” yerini koruyor.

- 2011′de Mobil dünya agresif ‘Androidçi’ler ve özellikle uzak doğulu üreticilerin birden çok mobil telefon modelini kısa sürede piyasaya sürmesi nedeni ile çok hızlı büyüdü. Zannedildi ki mobil sektörün reklam ciroları da çok dikey artar. Ancak öyle olmadı. Türkiye pazarında mobil dijital reklamlar yerinde saydı.

- 2011 yılı için Dijital video yılı dendi. Video siteleri ve video sektörüne yatırımların patlamasını bekledik. Öyle olmadı. Video reklam (Pre-roll, mid-roll, post-roll) ciroları eskiye oranla artmış olsa da beklenen düzeyde değil.

- 2011′de patent kavgaları ayyuka çıktı. Özellikle mobil tarafta firmalar adeta birbiriyle savaşıyor. Kim neye önce patent aldı, kim kimin tavuğuna “kışt” dedi, hala netleşmiş değil. Nitekim ülkeler bazında patentler için Yargı kurumları benzer olaylarda farklı hükümler verdiğinden dünya genelinde bir patent standardizasyonu artık mümkün gibi görünmüyor. Bu kavgalar önümüzdeki yıllarda da sürecek.

- Dijital gazetecilik, hızla basılı gazeteciliğin tahtına oynamaya devam ediyor. 2011′de de basılı gazete satışları geçen yıllara oranla düşüşüne devam etti. Internet haber sitelerinin ziyaretçi trafikleri artışını sürdürüyor.

- Sosyal medya çok daha sosyalleşti, çeşitlendi, sosyal medya reklam ciroları geçen yılları katladı. Text mesaj olarak yola çıkan Twitter özelliklerini artırarak Facebook‘laşma yolunda ilerlerken, Google+ ise Google Buzz handikapından sonra yoğurdu üfleyerek yiyor ve temkinli büyüyor. Ama hala sosyal medyanın padişahı Facebook.

İlhan Özel
Dijital Reklamcı

2011… Felaketlere rağmen…

2011, birçok felaketi yaşamamıza neden oldu. Özellikle Japonya’daki deprem sonrası Tsunami dalgasının yarattığı dehşet, bir türlü gözümün önünden gitmiyor. SimCity’de evleri kurduktan sonra, çeşitli şekillerde yıkmanız için seçenekler verilir ya… Adeta SimCity’de oynuyor gibiydim o gün… Lakin o sel sularının altında kalanlar gerçek insanlardı ne yazık ki…
Felaketlerin birçoğu Sony’yi vurdu aslında… Hatta İngiliz CEO’ları Sir Howard Stringer, bu yıl IFA açış konuşmasında şöyle demek zorunda kaldı: “Yandık, su baskınına uğradık ve hacklendik. Ama hala ayaktayız…” Dolayısıyla aklıma ilk gelen 2011’e damgasını vuran teknolojik gelişmeler şunlar:

- Bilişimden de sorumlu olan, 8 yıldır görevde olarak Cumhuriyet tarihinin en uzun dönem Ulaştırma Bakanı olma özelliğine sahip olan Binali Yıldırım’ın, gelecek dönem için de İzmir milletvekili olarak görevine devam etmesi
- Japonya’daki sel baskını ile yaşanan depolama ürünleri sıkıntısı
- Sony PSN’in hacklenmesi
- Sony’nin de P ve S serisi modelleriyle tablet PC piyasasında yer alması
- Apple ve Samsung arasındaki dava… Galaxy Tab’lerin IFA’da tezgâhlardan toplanması, AB’de satış yasağının getirilmesi
- Blackberry RIM’in önce bazı ülkelerde (Suudi Arabistan vs.) yaşadığı mail sunucu güvenlik bunalımı, sonra üç gün süren hizmet dışı kalma durumu.
- iPhone 5 bekleyenlerin, ortadaki iPhone 3GS gerçeğini gözden kaçırmış olmaları
- Steve Jobs’ın yaşamını kaybetmesi. Hem de iPhone 4S lansmanından bir gün sonra…
- Bulut bilgi işlem kavramının her alanda yaygınlaşması, bilgiye, zaman, mekân ve hatta donanım bağımsız ulaşma olanağı
- Türk Savunma Sanayi’nin geldiği nokta, kendi gemimiz, kendi insansız uçağımız
- Tübitak Uzay tarafından yerli mühendisler tarafından yapılan ilk Türk milli gözlem uydusu Rasat’ın uzaya gönderilmesi ve yeryüzü fotoğraflarının alınmaya başlanması
- Hemen her konuda Ar-Ge’ye verilen önemin artması, kurulan Ar-Ge merkezlerinde çalışanların sayılarının artması
- Operatörlerin Çağrı Merkezi hizmetlerini Doğu’nun en ücra köşelerine kadar götürerek, bölgede istihdam yaratması
- Anonymous Saldırısı’ndan büyük yara almadan çıkmamız, Siber Güvenlik tatbikatlarımız ve Siber Ordu’muzun kurulması
- Fatih Projesi’yle birlikte birçok marka tabletin piyasaya çıkması
- Tablette treni kaçıran Intel’in Ultrabook’lara sarılması
- TV’lerin de akıllanarak, “connected” hale gelmesi
- Kablosuz ürünler arasına sabit disklerin de katılması
- Başkanlığı Turhan Menteş’ten alan Serhat Özeren’in İnternet Kurulu’nda etkin adımlar atması, “Güvenli İnternet” ve “5651”in STK’lar ve akil kişiler tarafından tartışmaya açılması
- 22 Ağustos’ta devreye girmesi planlanan ve “sansür” olarak tanımlanan “Güvenli İnternet” filtresinin 22 Kasım’da devreye girmesi ve ilk 5 günde yalnız 45 bin kişinin bu filtreyi kullanmak istemesi… Ve ne yazık ki, bu rakamın 30 bin kadarının kendilerine gelen mobil mesajı “Evet” olarak yanıtlayan mobil kullanıcılar olduğu…
- Türkiye’de ilk kez bir maçın 3D yayınlanması

Cem Kıvırcık, Gazeteci, yazar
www.cemkivircik.com


Tekno hareketler

Bu yıl teknolojik anlamda çok hareketli bir yıl oldu. Birçok yeni ürün piyasaya sürüldü, bazıları piyasadan çekildi. Aramızdan ayrılanlar oldu, aramıza katılanlar oldu.

Aslında bu yılla ilgili anlatılacak çok şey var. Ama bence en önemlisi Apple‘ın kurucusu Steve Jobs‘un 5 Ekim 2011′de aramızdan ayrılmasıydı. Eskilerin nevi şahsına münhasır insan tanımına uyan ilginç biriydi Jobs. İnatçı, dediğim dedik, insanları manipüle etmeyi seven ama bir o kadar da farklı.

Apple hastası değilim, iPad dışında Apple ürünü de kullanmıyorum ama firmanın ürünlerinin böyle farklı olmasının en önemli sebebi Steve Jobs’tu. Toprağın bol olsun diyelim.

Hazır konu açılmışken tablet pazarının yükselişi de 2011 yılına denk geldi. Gerçi geçen seneden beri süren bir rekabet vardı pazarda ama artık iPad dışındaki rakiplerin de farklı modeller piyasaya sürmesiyle bu rekabet iyice kızıştı. Artık ben de varım diyen Android cephesinde güçlü cihazlar da görülmeye başlandı. Ayrıca Android 4.0 ile tablet/telefon farkı ortadan kalktığından önemli bir sorun da çözülmüş oldu. Bunun etkilerini 2012′de göreceğiz.

Son yıllarda zor günler geçiren HP’de bu yıl yine CEO değişikliği oldu. Ayrıca firma geçen yıl satın aldığı Palm ve WebOS işletim sistemi ile ilgili radikal kararlar aldı. Önce bu işletim sistemini kullanan tabletler piyasaya süren şirket uygulama desteğini sunamadığı için bu ürünleri durdurdu. WebOS’in ise yoluna açık kaynaklı bir yazılım olarak devam etmesi gündemde.

Bu yıl oyun konusunda da çok bereketli oldu diyebilirim. Özellikle Battlefield 3 ve Call of Duty – Modern Warfare 3 gibi oyunların piyasaya sürülmesi (BF3 beklediği ilgiyi görmedi ayrı konu) sektörü hareketlendirdi. Ayrıca konsol cephesinde bir hareket algılayıcısı furyası da iyice baskın olmaya başladı. Artık her konsolun bir hareket algılayıcısı var ve bu özelliği kullanan oyun sayısı da giderek artıyor.

Intel tarafından geliştirilen ve sektöre yön verecek gibi görünen Ultrabook konseptli cihazlar da bir diğer farklı gelişmeydi. Yılın son aylarında piyasaya sürülen ve Apple‘ın MacBook Air modellerine fazlasıyla benzeyen bu yeni nesil dizüstü bilgisayarlar incelik ve performanslarıyla dikkat çekiyorlar.

Bu arada geçtiğimiz yıllarda hayatımıza giren küçük ve temel işlemler için tasarlanan Netbook kategorisi de tarihe karışmaya başladı. Aralarında Samsung ve Dell gibi üreticilerin bulunduğu firmalar bu yılın sonlarına doğru artık Netbook üretmeyeceklerini duyurdular. Elveda Netbook.

Windows 8 ise yılın bomba ürünlerinden biriydi. Microsoft‘un geliştirdiği yeni nesil işletim sistemi duyurulur duyurulmaz bir de Developer sürümü kullanıma sunuldu. Hem tablet hem bilgisayar uyumlu olan Windows 8‘in önümüzdeki yıl piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Özgür Çetin, ShiftDelete.Net Yayın Danışmanı
www.shiftdelete.net

22 Aralık 2011

Stresi Önlemenin 100 Yolu

1) Her zamankinden 15 dakika erken kalkın.

2) Sabah için bir gece önceden hazırlık yapın.

3) Dar giysiler giymeyin.

4) Kimyasal ürünler kullanmayın.

5) Randevularınıza vaktinde gidin.

6) Hafızanızı kurcalamayın, aklınıza gelenleri yazın.

7) Her zaman aynı şeyleri tekrar etmeyin.

8) Yedek anahtarlarınız olsun.

9) Daha sık hayır deyin.

10) Hayatınızdaki öncelikleri belirleyin.

11) Negatif insanlardan uzak durun.

12) Zamanı etkili bir şekilde kullanın.

13) Yemeklerinizi zamanında yiyin.

14) Önemli evraklarınızın her zaman kopya- larını hazırlayın.

15) İhtiyaçlarını giderin.

16) Bozulan aletleri tamir ettirin.

17) Hoşunuza gitmeyen işler için yardım alın.

18) Büyük işleri küçük parçalara ayırın.

19) Sorunlara meydan okuyun.

20) Sorunlara karşı farklı bir bakış açısıyla yaklaşın.

21) Hayatınızı organize edin.

22) Bol bol gülümseyin. Hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeli para ile ölçülemez.

23) Bir bebeği gıdıklayın.

24) Yağmurda yürüyün.

25) Gümüş bir yüzüğünüz olsun.

26) Evcil hayvan edinin.

28) Köpük banyosu yapın.

29) Her gün çocuğunuzla oyun oynayın.

30) Kendinize inanın.

31) Kendinize olumsuz şeyler söylemekten vazgeçin.

32) Kendinizi kazanırken hayal edin.

33) Mizah duygunuzu geliştirin.

34) Yarının bugünden daha iyi olacağını düşünmekten vazgeçin.

35) Kendinize hedefler koyun.

36) Dans edin.

37) Tanımadığınız birine merhaba deyin.

38) Kendinizi kazanırken hayal edin.

39) Bir arkadaşınızla kucaklaşın.

40) Yıldızlara bakın.

41) Yavaş yavaş nefes alın.

42) Ahenkli bir şekilde ıslık çalmayı öğrenin.

43) Şiir okuyun.

44) Klasik müzik dinleyin.

45) Kötü bir alışkanlığınızdan vazgeçin.

46) Kendinize bir çiçek alın.

47) Yanında rahatlayacağınız bir arkadaşınız olsun.

48) Bugünün işini yarına bırakmayın.

49) Görünüşünüze özen gösterin.

50) Mükemmel değil iyi olmak için çalışın.

51) Sergileri gezin.

52) Bir şarkı mırıldanın.

53) Kilonuzu koruyun.

54) Bir ağaç dikin.

55) Kuşlara yem verin.

56) Baskı altında iken dahi nezaketinizi elden bırakmayın.

57) Ayağa kalkın ve gerinin.

58) Her zaman bir B planınız olsun.

59) Kağıda gelişigüzel şeyler karalayın.

60) Bir şakayı hatırlayın.

61) Duygularınızın sorumluluğu- nu alın.

62) Daha iyi bir dinleyici olun.

63) Sınırlarınızı bilin ve başkaları- nın da bunları bilmesine izin verin.

64) Kağıttan uçak yapın.

65) Yeni bir şarkının sözlerini öğre- nin.

66) İşe erken gidin.

67)Bir bebekle birlikte ellerinizi çırpın

68) Sır tutmasını bilin.

69) Ağız dolusu kahkalarla gülün.

70) Kendinizi diğer insanlara göre ayarlamaktan vazgeçin.

71) Daha az konuşun ve daha az dinleyin.

72) Diğer insanları özgürce övün.

73) Bitmemiş ilişkilerin üzerine yeni bir ilişki kurmayın.

74) İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşünün.

75) Sizi dikkate almayanı siz hiç dikkate almayın.

76) İnsanlara doğru değer verin haketmeyenleri silin.

77) Herhangi bir şarta bağlı olmayan birden- bire gelişen aşkın öneminin farkına varın

78) Hakettiğiniz sevgiyi alamadınız mı? Kendinizi üzmeyin sorun siz değilsiniz

79) Başkalarının sözleriyle dolduruşa gelme- yin ama aklınızın bir köşesinde tutun

80) Dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışmayın.

81) Eğer verdiğiniz sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir şans vermeyin.

82) Kendinize saygınızı yitirmenize neden olacak davranışlarda bulunmayın.

83) Siz istemediğiniz sürece kimsenin sizi üz- meyeceğini aklınızdan çıkarmayın.

84) Değerli zamanınızı haketmeyenler için kullanmayın.

85) Size bahşedilen zekayı mutlaka kullanın.

86) Herşeyden önce kendinizi sevin.

87) Dışarıdaki güneşe bakıp gülümseyin önü- nüzde koskocaman bir gelecek olduğunu unutmayın.

88) Dostluğunuzla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapmayın.

89) Gerektiğinden fazla verici olmayın. Zaman zaman hayır demesini öğrenin.

90) Hayatınızın her alanında sorumluluğu üstlenin, suçu başkalarına yıkmayın.

91) Hakettiğinizi düşündüğünüzde maaşınıza zam isteyin.

92) İlk önce siz ‘merhaba’ deyin.

93) Cesur olun.

94) Teklifin ne olduğunu öğrenmeden asla bir kapıyı kapamayın.

95)Saatinizi daima 5 dakika ileriye ayarlayın.

96) Sıkı tokalaşın.

97) Merhametli ama karalı olun.

98) Dün rüya, yarın hayaldir. Rüyayı mutlu, hayali ümitli yapan bugündür. Öyleyse bugüne iyi bakın.

99) İnsanları yargılarsanız onları sevmeye zamanınız kalmaz.

100) Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer.

01 Aralık 2011

ReklamZ, LinkZ, SEM, Vidyoda satıldı!

Reklamz, Linkz ve SEM A.Ş. Almanya Merkezli Ballroom International Network Tarafından Satın Alındı.

Türkiye’nin en büyük bağımsız Dijital Medya Pazarlama Grubu, Alman Ballroom International Network’e satıldı. Böylece ilk kez bir dijital medya pazarlama grubu yabancı yatırım almış oldu.

Ballroom’un yüzde 100 hissesini satın aldığı Reklamz A.Ş, Linkz A.Ş ve Sem A.Ş karşılığında ödeyeceği meblağ açıklanmazken, Ballroom International Holding’in yüzde 10 oranındaki hisseleri nakit bedele ilave olarak 3 şirketin Türk hissedarlarına devredilecek.

Türkiye’deki Grup Şirketlerinin kurucu başkanlığını sürdürecek olan Orkun Tekin, aynı zamanda Ballroom International Holding Yönetim Kurulu üyesi olarak dijital ekranlar, arama motoru pazarlaması, in-text, cep telefonları ve dijital video başta olmak üzere tüm dijital reklam ortamlarında genişleme ve yeni iş geliştirme sorumluluğunu üstlenecek.

Ballroom bu satın alma işlemiyle birlikte Orta ve Doğu Avrupa ile Türkiye’nin en büyük bağımsız dijital, teknoloji ve reklam ağını oluşturuyor. Grup Şirketleriyle birlikte Ballroom International, dijital medya alanında 50 milyon internet kullanıcı erişimi ve 160’dan fazla uzman personele sahip olacak. Ballroom’un bu yıl için tahmini konsolide cirosu 30 milyon euro civarında, FVÖK marjı ise yaklaşık yüzde 10 olacak.

Ballroom, kuruluşundan bu yana hızla büyüyen üç grup şirketinin yerleşik teknolojik çözümleri ve know-how birikimini, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Romanya’da kurulu işletmeleriyle birleştirerek pazar payını önemli ölçüde artırmayı ve bu ülkelerdeki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor. Bu da nadiren gördüğümüz batıya hizmet ve teknoloji ihracatı anlamında son derece önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Tekin ve yönetim ekibi bu hedeflerin sürdürülebilir ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla hisselerinin yüzde 10’unu devralacakları Ballroom International’ın uluslararası alandaki büyüme, yeni ürün ve hizmet geliştirme faaliyetlerinde söz sahibi olacaklar.

Ballroom International Network kurucu CEO’su Alexander Sigl, “Yeni bir partner seçerken, girişimcilik deneyimleri, bu alandaki başarılar ve dürüstlük bizim temel önceliklerimizdir. Ballroom International’ın Yönetim Kurulunda birlikte çalışacağımız Orkun Tekin ve çalışma arkadaşları bu özellikleri tam olarak yerine getiriyor” dedi.

Ballroom International Network Hakkında:
Ballroom International Network, Orta ve Doğu Avrupa ile Türkiye’nin en büyük dijital reklam ve performans ağıdır. 160’tan fazla uzman önde gelen dijital reklamcılık ve medya ajanslarıyla birlikte çalışarak, ortak teknolojik ve finansal standartlar doğrultusunda 1000’den fazla müşteriye hizmet vermektedir. Gelecek yıllarda grup mevcut ürün çeşitlendirme ve uluslararası alanda genişleme stratejisini sürdürmeyi planlamaktadır.
http://www.ballroom-international.com/

30 Kasım 2011

Mark Zuckerberg Söz Verdi

Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg, kişisel bilgilerin güvenliğinin iyice sorgulanmaya başladığı, birçok kişinin Facebook bilgilerinin alelade kullanıldığına yönelik rahatsızlık duyduğu bu hassas günlerde Facebook üyelerine şöyle bir söz verdi.

Facebook Kullanıcılarına Taahhüdümüz

Facebook’u, insanların yakınlarıyla paylaşımda bulunmak ve bağlantı kurmak istedikleri fikri üzerine kurdum. Ancak, bunu yapmaları için insanların kimlerle ne paylaştıklarını her zaman ve tamamen kontrol edebiliyor olması gerekiyor.

Bu fikir, ilk günden bu yana Facebook’un temelini oluşturuyor. Facebook’un ilk versiyonunu hayata geçirdiğimde, neredeyse tanıdığım hiç kimse, internette herkese açık bir sayfa fikrine sıcak bakmıyordu. Bunu korkutucu bulmuşlardı. Ancak, insanlar sayfalarını arkadaşlarına özel yapabildikçe, çevrimiçi paylaşımda bulunurken kendilerini güvende hissetmeye başladı. Kontrol esastı. Facebook sayesinde insanlar ilk kez bu kontrolü ellerinde tutabilecekleri araçlara sahip oldu. Böylece, Facebook dünyanın en büyük internet topluluğu haline geldi. İnsanların gerçek hayatlarıyla ilgili bir şeyler paylaşırken kendilerini rahat hissetmelerini sağladık.

İlk günden bugüne Facebook’a birçok yeni özellik ekledik: Fotoğraflar paylaşma, gruplar oluşturma, yorumlar yazma, arkadaşlarınızın gönderilerini beğenme ve son olarak birlikte müzik dinleme veya video izleme… Eklediğimiz her yeni özelliği, insanların paylaşımlarını kimlerin görebileceğini tamamen kontrol etmeye devam edebilmeleri için yeni gizlilik kontrolleriyle birlikte sunduk. Bugün, bu araçlar ve kontroller sayesinde insanlar birkaç yıl öncesine göre çok daha fazla paylaşımda bulunuyor.

Bilgilerinizi kimlerin görebildiğiyle ilgili şeffaflık ve kontrol sunma açısından, genel olarak iyi bir geçmişe sahip olduğumuzu düşünüyorum.

Bununla beraber geçmişte bazı hatalar yaptığımızı da öncelikle kendim itiraf ediyorum. Aslında, dört yıl önce yaşanan Beacon örneği ve iki yıl önce gizlilik modelimizin değişim sürecinin iyi yönetilememesi gibi çok fazla gündeme gelen birkaç hata, yaptığımız çok iyi işleri gölgeledi.

Ayrıca, bazı insanların, milyonlarca kişinin bu kadar kişisel bilgiyi çevrimiçi bir hizmet aracılığıyla paylaşmasına başlangıçta şüpheyle yaklaşmasını anlıyorum. Gizlilik konusundaki geçmiş performansımız mükemmel olsaydı bile, birçok kişi bilgilerinin nasıl korunduğunu haklı olarak sorgulardı. İnsanların bunu düşünmesi önemli ve bu topluluğa ve insanların güvenine layık olmanın bizim için ne anlama geldiğini düşünmediğim bir gün bile geçmiyor.

Facebook olarak kendimizi size ait tuttuğumuz bilgiler hakkında her zaman şeffaf olmaya adadık. Aynı zamanda, insanların paylaşımlarını görmelerini ve kontrol etmelerini sağlayan araçların gelişmesinde internet dünyasına öncülük ettik.

Fakat her zaman daha iyisini yapabiliriz. Kendimi, Facebook’un gizlilik ayarlarının şeffaflığı ve gizlilik kontrolü konularında lider olmasına adadım.

Büyürken, Facebook kullanıcılarına mümkün olduğunca kulak vermeye çalıştık. Gizlilik uygulamalarımız ve ilkelerimiz üzerinde düzenleyiciler, hukukçular ve uzmanlarla birlikte de çalışıyoruz. Kısa bir süre önce Amerikan Federal Ticaret Komisyonu (FTC) sektörümüzdeki yeni gizlilik standartlarını şekillendirmeye yardımcı olmak amacıyla Google ve Twitter ile anlaşmalar yaptı. FTC bugün, Facebook ile de benzer bir anlaşma yaptığını duyurdu. Bu anlaşmalar, ilgili şirketlerin hem ABD’de hem de dünya genelinde gizlilik konusuna nasıl yaklaşmaları gerektiğiyle ilgili bir çerçeve oluşturuyor.

Facebook için bu anlaşma, zaten her zaman yapmaya çalıştığımız ve yapmaya da devam edeceğimiz çalışmalar konusunda uzun vadeli net ve resmi bir taahhütte bulunmak anlamına geliyor.

Facebook olarak sadece son 18 ay içerisinde size daha fazla kontrol sunmak için tasarlanan 20’den fazla yeni araç ve kaynak duyurduk. Bunların bazıları şunlardı:

- Paylaşımda bulunurken hedef kitlenizi seçebilmeniz için daha kolay bir yol
- Tüm gönderileriniz için kolay gizlilik kontrolleri
- Arkadaşlarınızın eklediği etiketleri profilinizde yayınlanmadan önce onaylayabilme seçeneği
- Daha kolay oluşturulabilen ve kısmen otomatik arkadaş listeleri
- Daha az kişiyle paylaşım olanağı sağlayan yeni “Gruplar” özelliği
- Profilinizi başkasının gözünden görmenizi sağlayan bir araç
- Çifte giriş onayı gibi bilgilerinizin güvende kalmasını sağlayan araçlar
- Güvenlik kontrollerinizin mobil sürümleri
- Tüm Facebook bilgilerinizi indirmek için daha kolay bir yol
- Uygulamalarınızın nelere erişebildiğini kontrol etmenizi sağlayan yeni bir uygulama panosu
- Bir uygulama eklediğinizde uygulamanın neler yapabileceğini net biçimde kontrol etmenizi sağlayan yeni bir uygulama izinleri iletişim kutusu
- Çok daha fazla gizlilik eğitimi kaynağı

Aslında gizlilik, yaptığımız geliştirmelerin içinde o kadar önemli bir yer tutuyor ki her gün binlerce sunucu gücünde bir bilgisayar kaynağı, hizmet verdiğimiz sayfaların tümünde, bir Facebook sayfasını oluşturan yüzlerce hatta binlerce içeriği kontrol edip bunları görmeye yetkiniz olup olmadığını belirliyor. Bu içeriklere, sayfanızdaki tüm gönderilerden ve etiketlerden, fareyi bir kişinin üzerine getirdiğinizde çıkan tüm ortak arkadaşlara kadar herşey dahil… İçeriklerinizi sadece görmesini istediğiniz kişilerin gördüğünden emin olmak için her gün on milyarlarca gizlilik erişim kontrolü yapıyoruz. Bu gizlilik prensipleri kodumuza tamamen entegre olmuş durumda.

Facebook, aslında bugünkü FTC duyurusu öncesinde, FTC’nin gündeme getirdiği birçok kaygıyı proaktif olarak ele almıştı. Örneğin, bizle ilgili dile getirilen şikayetler arasında yaklaşık iki yıl önce, 2009 yılının Aralık ayında iptal ettiğimiz “Onaylı Uygulamalar Programı” (Verified Apps Program) yer alıyordu. Aynı kapsamda, reklam verenlerin yönlendirme URL’lerinde bazı kullanıcılarının kimlik numaralarını yanlışlıkla almasından da bahsediliyordu. Biz bu sorunu ise 2010 yılının Mayıs ayında düzeltmiştik.

FTC, ürün değişikliklerinin yanı sıra iç süreçlerimizde iyileştirmeler de önerdi. Bu önerileri de dikkate aldık ve ürün geliştirme süreçlerimiz çerçevesindeki gizlilik değerlendirme süreçlerimizi geliştirme ve resmileştirme konusunda mutabık kaldık. Bu doğrultuda, sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizden emin olmak adına gizlilik uygulamalarımız iki yılda bir bağımsız denetimden geçecek.

Daha da fazlası, bugün itibarıyla, söz verdiğimiz konuların kurum içinde ürün geliştirme ve sistemlerimizin güvenliği açısından, kurum dışında ise dünya genelindeki yasa düzenleyiciler, devlet kurumları ve gizlilik çalışma gruplarıyla işbirliğimizde hayata geçmesini güvence altına alacak iki yeni kurumsal yönetici pozisyonu oluşturuyoruz:

Erin Egan, ilkelerden sorumlu Üst Gizlilik Yöneticisi (Chief Privacy Officer, Policy) olarak Facebook’a katıldı. Ekibimize dahil olmadan önce uluslararası hukuk bürosu Covington and Burling’in küresel gizlilik ve veri güvenliği biriminde ortak ve eş-başkan olarak görevin yapan Erin’in gizlilik, veri güvenliği, spam ve casus yazılımlar gibi tüketici hakları ve korunması konularındaki hukuki ve düzenleyici çalışmalar üzerine önemli tecrübesi bulunuyor. Erin, çevrimiçi gizlilik konusundaki küresel toplumsal söylem ve tartışmalara katılımımıza önderlik edecek ve dünya genelindeki düzenleyicilerin, kanun koyucuların, uzmanların ve akademisyenlerin geri bildirimlerinin Facebook’un uygulamalarına ve ilkelerine dahil edilmesini sağlayacak.

Halihazırda hukuk ekibimizde Gizlilik Danışmanı olarak görev yapan Michael Richter ise, ürünlerden sorumlu Üst Gizlilik Yöneticisi (Chief Privacy Officer, Products) görevine atandı. Michael yeni pozisyonu doğrultusunda ürün departmanımıza dahil olarak mevcut kurum içi gizlilik değerlendirme programımızın genişletilmesine, iyileştirilmesine ve resmileştirilmesine önayak olacak. Michael ve ekibi; kullanıcı kontrolü, gizlilik odaklı tasarım ve şeffaflık prensiplerimizin, Facebook’un ürün geliştirme süreciyle ve ürünlerimizle sürekli entegrasyonunu güvence altına alacak.

Bu iki pozisyon, gizlilik kontrollerinin ürünlerimizde ve ilkelerimizde yer almasını sağlayan süreçleri daha da güçlendirecek. Gizlilik konusunda bu kadar güçlü deneyimi olan iki kişinin bu pozisyonlar vesilesiyle aramıza katılmasından gurur duyuyorum.

Bugün yapılan duyuru, gizliliğinizin ve paylaşımlarınızın kontrolünün tamamen sizde olması amacımızı ve niyetimizi resmileştiriyor ve aynı zamanda bilgilerinizin sadece sizin belirlediğiniz sınırlar içinde paylaşılmasıyla ilgili güvence ve koruma getiriyor.

Facebook’un kurucusu ve CEO’su olarak, bu anlaşma doğrultusunda FTC ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. Bu anlaşmanın, insanlara paylaştıkları bilgilerin kontrolüne sahip olma olanağı tanımak açısından Facebook’un öncü konumunu netleştireceğini ümit ediyorum.

Son olarak, Facebook’u ilk hayata geçirdiğimde verdiğim sözü tekrarlamak istiyorum. Elimizden gelen en iyi hizmeti sağlayacağız ve kullanıcılarımıza, birbirleriyle ve dünyayla dilediklerini paylaşabilmeleri için en iyi araçları sunmak için her gün çalışacağız. Hizmetimizi geliştirmeye, paylaşmanız için yeni yollar inşa etmeye ve sizi ve bilgilerinizi dünyadaki diğer tüm şirketlerden daha iyi koruyabilmek için yeni yöntemler geliştirmeye devam edeceğiz.

Mark Zuckerberg

kaynak: http://blog.facebook.com/blog.php?post=10150378701937131 also btnet.com.tr

22 Kasım 2011